7 Ağustos 2009 Cuma

KERKÜK’TE NÜFUS VE NÜFUZ HAREKETLERİ

Kerkük deyince insanın aklına Türkmenler geliyor. Zira Kerkük Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı Irak topraklarının başında geliyordu. Ne zamanki yayılmacı ABD güçleri Irak’a girdi, bu şehrin nüfusunda ve nüfuzunda büyük hareketlenmeler ve oynamalar baş gösterdi. Zira ip puştun eline geçti bir kere… Osmanlı Devleti’nin bu topraklardaki hâkimiyetini zalimce pusularla sona erdiren hain güçler, yıllarca masa başlarında senaryolar yazdılar. En sonunda da senaryolarını sahnelemeye başladılar. Bugünkü oyunlar yıllar önceden yazılan o senaryoların sahneye aktarılmasından başka bir şey değildir.

Peki, bu çirkin oyunlar niye sürekli Kerkük üzerinde oynanıyor? Niye olacak, Kerkük’ün yeraltı ve yerüstü kaynakları kapitalist dünyanın iştahını kabartıyor da ondan. Irak’a getirilmek istenen özgürlük ve demokrasinin yerüstündekiler için değil, yeraltındakiler için olduğunu sonunda ahmaklar bile anladı. Fakat nerdeyse operasyonun sonuna gelindi. Zira Kerkük’te Türkmenler iyice pasif bir konuma itildi. Halk, ölüm gösterilerek bayılmaya razı edildi. Kerkük’ün kimyasını değiştirdi Türk ve şanlı Osmanlı düşmanı hainler… Gazetelerin yazdığına göre Kerkük her geçen gün Kürtleştiriliyor. Kerkük’teki Türk izleri yok ediliyor.

Son zamanlarda Irak’ın kuzeyinden 227 bin Kürt aileleriyle birlikte 600 bin Kerkük’e getirilerek yerleştirildi ve seçmen kayıtları yapıldı. Bölge halkı arasında, Kürtlere Kerkük’e gitmeleri halinde ileride yüksek miktarda para alacakları vaadinde bulunulduğu iddiaları var. İddialara göre bölgeye yerleşen Kürtlere 10 ilâ 20 bin dolar para veriliyor.

Kerkük’e yerleştirilen Kürtlerin, çok önemli bir bölümü, sanıldığı gibi Saddam Hüseyin döneminde kentten uzaklaştırılmış insanlar değil. Çünkü seçmen kaydedilen Kürtler, Saddam döneminde üzerlerinde açık adresleri yazılan petrol karşılığı gıda karnesi, nüfus cüzdanı ve mahalle muhtarlıklarından alınmış ikamet belgelerine sahip değiller.

Yine gazetelerin bildirdiğine göre Kürtler ağırlıklı olarak, Kerkük’ü Süleymaniye ve Erbil’e bağlayan kuzey güzergâhındaki yollar üzerinde bulunan Rahimova, İskân ve Şorca mahallelerinde yapılmış veya yapımı başlayan konutlara yerleştiriliyor. Kuzey Irak’taki varoşlardan getirilen Kürt aileler, Kerkük Stadyumu içine veya stadyum kenarına kurulan çadırlarda barındırılıyor. Para vaadiyle getirilenlerin önemli bir kesimi bu çadırlarda kalıyor.

Saddam döneminde Kerkük’teki askeri garnizon içinde bulunan lojmanlara Peşmergeler aileleriyle birlikte yerleştirildi. Kerkük’te okul, nüfus ve tapu müdürlüklerinin büyük çoğunluğu da Kürtlerin eline geçti. Saddam döneminin Irak’ında ve BM kaynaklarına göre, Saddam Hüseyin döneminde Kerkük’ten göçe zorlanan Türkmen, Kürt, Arap ve Süryani’nin toplam sayısı ise 11 bin 800 civarında… Durum bu iken Kürt seçmen ve aile yakınları dikkate alındığında, Saddam’ın devrilmesinden sonra Kerkük’e 600 binden fazla Kürt gelmiş durumda. Bu da gösteriyor ki Kerkük’ün nüfus yapısı kökten değiştiriliyor. Anlaşılan o ki şanlı Kerkük, sefil Ker-kürt olma arifesinde… Yaşanan gelişmeler bunu gösteriyor. Umarım bu hususta yanılan biz oluruz.

Görünen o ki Saddam’ın asılması Irak’a huzur ve sükûn getirmeyecek, aksine Irak eskisinden daha çok karışacak. Irak halkı diktatör de olsa Saddam’ı çok arayacak. Zira Irak’ın bölünmesi, Şii-Sünni kapışması ve bunun beraberinde getireceği iç savaş, Irak’ı kan gölüne değil, kan denizine çevirecek. Bunu söylerken tüylerim ürperiyor. ‘Keşke yanılsam’ diyorum ama gelişmeler bunu gösteriyor. Zira ABD böyle bir gelecek planlıyor.

Yaşananlar ve bunlara endeksli olan gelecek günler Irak için de, şimdilik onun bir parçası olan Kerkük için de hayra alâmet değil. Zira Kerkük’te yakın tarihlerde çok şey değişecek. Irak Anayasası’na göre Aralık 2007’de Kerkük’te belki Irak’ta referandum yapılacak. Referandum ile kentin Bağdat’a mı yoksa Kürt federe devletine mi bağlanacağı kararlaştırılacak. Oyun çoktan yazılmış, adım adım sahneleniyor. Türkiye’nin, sözde müttefiki olan ABD’ye bu konuda baskı yapması, olmazsa ricada bulunması elzemdir. Yoksa Türkmenlerin Kerkük sevdası yakın zaman içerisinde tarihe karışacak. Bir zamanlar Osmanlı toprağı olan ve pisipisine kaybedilen Kerkük’ün Kürtleştirilmesine millet olarak izin vermemeliyiz. Türkmen kardeşlerimizin tarihi haklarını cesurca savunmalıyız.

Türkiye’nin yumuşak karnı olan Kerkük’te ABD’den çok, İsraillilerin hesapları vardır. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki İsrailliler Kerkük’te yüklü miktarlarda toprak satın almaktadırlar. ABD’nin yaramaz ve şımarık çocuğu olan İsrail, Kerkük’teki yatırım ve yaptırımlarını her geçen gün artırıyor. Kürtler ve Peşmergeler, İsrail devleti tarafından bir oyuncak gibi kullanılıyor. Zira onlar tarihte hep kullanılmışlardır. Bu durum onlarda kötü bir alışkanlık kesbetmiştir. Burada kurulacak bir devletin adı ne olursa olsun ipi ABD ve İsrail’in elinde olacaktır. İpi Bush’un elinde olanın dibinin kimin kucağında olacağı malumdur.

Kerkük’ün Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları içerisinde olmasının Atatürk’ün vasiyeti olduğu biliniyor. Türkiye olarak bize düşen görev, kadim topraklarımıza ve orada yaşayan Türkmen kardeşlerimize sahip çıkmaktır. Bu, Kerkük’ün Türkiye’ye ilhakı veya dışardan muhafaza edilmesi şeklinde olabilir. Zira Kerkük Türkiye’nin ve Türk dünyasının namusudur. Namusumuzu yaban ellerin ve hainlerin insafına terk edemeyiz. Kerkük’teki suni nüfus ve nüfuz hareketlerine karşı daima uyanık olmalıyız; hainlere fırsat vermemeliyiz.

M.NİHAT MALKOÇ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder